|

BİTKİSEL ÜRÜNLERİMİZ HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN TELEFONLARIMIZ DAN
0232 833 41 19 GSM: 0536 377 80 54 GSM: 0505 882 21 47 SİTEMİZİN ÜCRETSİZ CANLI DESTEK BÖLÜMÜNDEN BİREBİR İLETİŞİM KURABİLİRSİNİZ
Boynunuzdaki Şişliğe Dikkat
Ülkemiz, tiroid bezinin büyümesi sonucu gelişen guatr hastalığının dünyada en sık görüldüğü bölgelerden biridir. Guatrın bu kadar yaygın görülmesi, kimi tiroid kanserlerinin guatr hastalığı olarak düşünülüp, ihmal edilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Oysa, erken ve doğru tanı konulduğunda tiroid kanserlerinin tedavisi artık hem hastaların, hem de hekimlerin yüzünü güldürüyor.
Tiroid bezi, boyunda trakea denilen ve nefes borusunun hemen başlangıç kısmının önünde yer alan bir organdır. Yaşamsal endokrin fonksiyonlara sahip olan bu organ, sağ ve sol olarak iki ayrı lobdan oluşuyor. Bu iki lob, ‘istmus’ adı verilen bir bölümle birbirine bağlanıyor. Normal olarak 20-30 gram ağırlığında olan tiroid bezinin boyutu ve ağırlığı, hastalık durumlarında ciddi olarak değişebiliyor. Tiroid bezinin fiziksel özellikleri ve hormon üretimiyle ilişkili fonksiyonlarına ait bozukluklar ülkemizde çok sık görülüyor. Dünyanın birçok yerinde de bu oran tüm nüfusun yüzde 5’inin üzerinde görülüyor. Tedavinin başarısındaki kilit nokta ise, tüm hastalıklarda olduğu gibi, “erken tanı ve doğru tedavi”dir.
Tiroid bezi hastalıkları hakkında merak edilenleri Acıbadem Sağlık Grubu Tıbbi Direktörü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, Acıbadem Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras’a sorduk.
Guatr
Endemik guatr, tiroid bezinin tek lobunun veya bezin tamamının büyümesi olarak tanımlanıyor. Ülkemizin de içinde bulunduğu endemik bölgelerde guatr oranı oldukça yüksektir. Endemik guatr nedeniyle oluşan sağlık sorunları sadece tiroid bezinin büyümesiyle sınırlı kalmıyor, bu durum fiziksel ve bilişsel gelişimi de etkiliyor. Tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve hastalığın gelişim evrelerinin daha anlaşılır hale gelmesi sayesinde, her geçen yıl bulgusu olmadan tanı alan hasta sayısı da artıyor. Yapısal özelliklerine bakıldığında homojen olarak büyümüş tiroid bezinde zaman içerisinde ve hastanın yaşlanmasıyla nodüller oluşabiliyor. Büyük guatrı olan hastalarda ileri derecede büyümüş guatr nefes ve yemek borusuna basabiliyor, ikincil nefes darlığına ve yutma güçlüğüne neden olabiliyor. Ses tellerine giden reküren sinire bası nedeniyle de ses kalitesinde değişiklik ve ses kısıklığı oluşabiliyor. Büyük hacimlere ulaşmayan guatrlarda ise hastalık uzun süre bulgu vermeden devam edebiliyor.
Nedenleri: İyot eksikliğinin yanı sıra, guatra neden olan karalahana gibi gıdaların çok ve sürekli tüketilmesi, iyot metabolizmasıyla ilişkili ilaçların kullanımı ve bazı kalıtsal bozukluklar guatra yol açabiliyor.
Tanı Nasıl Konuyor
Tanıda klinik değerlendirme ve fizik muayenenin yanı sıra laboratuvar tetkikleri de çok yardımcı oluyor. Ultrasonografi ve sintigrafi hem tanının doğrulanmasında hem de kanser olasılığının değerlendirilmesinde ciddi katkı sağlıyor. Nodüllü guatrlarda eğer böyle bir olasılık akıldan geçiyorsa, mutlaka şüpheli nodülden poliklinik şartlarında veya radyoloji bölümünde ultrasonografi kılavuzluğunda yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi ile hücre örneği elde edilmeli ve bu örnek deneyimli bir patolog tarafından değerlendirilmelidir. Ancak ince iğne aspirasyon biyopsisinde kanser saptanmaması, bu olasılığı tam olarak ortadan kaldırmayabilir. Yine klinik bulgularla birlikte, son kararın hekim tarafından verilmesi gerekemektedir.
Hipertiroidi
Tiroid bezi temel olarak T3 ve T4 adı verilen iki hormon üretiyor. Sağlıklı bireylerde “TSH uyaranı ve T3-T4 üretimi” denge içinde sürdürülüyor. Üretim fazla olduğunda uyaran miktarındaki azalma yetersiz üretim durumlarında ise uyaran miktarındaki artışlarla T3 ve T4 hormonları normal düzeylerde tutuluyor. Hastalık durumlarında ise bu denge bozuluyor. Tiroid bezi kontrolsüz olarak gerektiğinden fazla hormon üretiyor ve hipertiroidi denilen hastalığa neden olabiliyor veya tam tersi olarak yetersiz üretim gerçekleştirip hipotiroidi denilen durum oluşabiliyor. Hipertiroidi tüm vücudu etkileyebiliyor ve birçok organın çalışmasıyla ilgili belirtiler ortaya çıkarabiliyor. Çarpıntı, ellerde titreme, kilo kaybı, güçsüzlük ve sıcağa dayanamama en sık görülen belirtilerdendir.
Hipertiroidi Nedenleri
Hipertiroidi nedenlerinden biri olan Graves hastalığında tiroid bezi yaygın olarak büyüyor yani guartra neden oluyor. Kadınlarda 4-5 kat daha sık görülen Graves hastalığı, tüm hipertiroidi hastalarının yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor. Graves hastalığındaki hipertiroidi bir bağışıklık sistemi kusurundan gelişiyor, vücutta tiroid bezini uyaran bazı moleküller üretiliyor ve tiroid üretimini tetikliyor. Bu hastalarda göz bulgularıö nadir olarak da ayaklarda ödem gelişebiliyor.Hipertiroidinin bir diğer nedeni ise, nodüler guatrlardaki nodüllerin bazen zaman içerisinde otonomi kazanıp, kontrolsüz ve fazla miktarda tiroid hormoni üretmesi sonucu oluşan “toksik multi-nodüller guatr”dır.Hipertiroidiye üçüncü sıklıkta yol açan hastalık ise tiroid bezinde kontrolsüz hormon üreten iyi huylu tümör olmasıdır.Nadir olarak tiroid kanserleri ve tiroid iltihaplarının erken döneminde de hipertiroidi görülebiliyor.Tanı Nasıl Konuyor? Klinik değerlendirme sonucunda hipertiroidisi olduğu düşünülen hastalara gerekli laboratuvar tetkikleri ile ultrasonografi yapılıyor. Böylelikle hem tanı netleşiyor, hem de hipertiroidiye yol açan hastalığın ayırıcı tanısı yapılıyor.
Tiroid Kanseri
Tiroid kanseri gelişiminde birçok risk faktörü ve kalıtsal unsur etkili oluyor. Kadınlarda daha sık gelişirken, bu hastalığa bağlı ölümler ise erkeklerde daha fazla görülüyor. Tiroid kanseri çok değişik biyolojik davranışlara ve saldırganlığa sahip olan, değişik özellikler gösteren ve tedavi seçenekleri ile tedaviye yanıtları çok farklı olan değişik kanser türlerini kapsıyor. Bu geniş gruba bakıldığında yelpazenin en dost tarafında tiroidin papiller kanseri yer alıyor. Sevindiricidir ki papiller kanser, tiroid kanserlerinin yüzde 80’ini oluşturuyor. Hastalığın moleküler biyolojisinin anlaşılmasında, tanısında ve tedavisinde elde edilen gelişmelerle papiller tiroid kanserine bağlı ölümler son 30 yılda yaklaşık yüzde 20 azaldı. Diğer bir tür olan anaplastik kanserde ise bu kadar anlamlı gelişmeler elde edilemedi. En sık 30’lu ve 40’lı yaşlarda görülen papiller kanser, kadınlarda erkeklere oranlara üç kat daha sık görülüyor. Klinikte papiller tiroid kanserinden kuşkulanılan hastaların yüzde 65 civarında tiroid bezinde nodül fark ediliyor. Hastaların yüzde 15’i ise hem tiroid bezinde nodül hem de boyunda şişmiş bir lenf beziyle hekime başvuruyor. Hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin yakınması ise yalnızca boyunda şişmiş bir lenf bezinden oluşuyor. Bu tümörlerin boyundaki lenf bezlerine sık sıçramasına karşın uzak organlara yayılımı nadir görülüyor. Hipertiroidisi olan hastaların da belli bir bölümünde tiroid kanseri görülebiliyor. Graves hastalarının yaklaşık olarak yüzde 5’inin izlemlerinde tiroid kanseri saptanıyor. Bu kanserlerin en az yüzde 75’ini de papiller tiroid kanseri oluşturuyor.
Tanı Nasıl Konuyor
Tiroid kanseri tanısı, iyi bir klinik değerlendirme ve fizik muayene yapıldıktan sonra şüpheli nodülden, klinisyenin veya radyoloji uzmanının yapacağı ince iğne aspirasyon biyopsisi ile konuyor.
umutfm.com kaynak
devabitki.com sitesinde olan bilgiler sizin özel sağlık durumunuz için kullanılamaz.devabitki.com sitesinde yayınlanan makaleler internette ki değişik sağlık bilgi kaynaklarından edinilmiş karma bilgilerdir devabitki.com Sizlere aktardigimiz bilgiler, tavsiye niteliginde olup, reçete ya da tedavi yöntemlerinizi degistirmeye yönelik degildir. Bilgilerin yanlis anlasilmasindan ve buna bagli olarak dogabilecek magduriyetten devabitki.com yasal sorumluluk altinda degildir. Gerçek bir tani ve tedavi için, hasta ve doktorun yüzyüze gelmesi gereklidir. Bu sitede verilen bilgilerin kullanilmasinin sorumlulugu tümüyle kullaniciya aittir
|